Yükleniyor…
Yükleniyor…
J. Meric Pessagno, Mâtürîdî'nin *Kitâbü't-Tevhîd*'inin dörtte birini kaplayan insan fiilleri ve kesb doktrinini sistematik biçimde ele alır.
J. Meric Pessagno, Mâtürîdî'nin Kitâbü't-Tevhîd'inin dörtte birini kaplayan insan fiilleri ve kesb doktrinini sistematik biçimde ele alır.
Kaynakça (İSNAD): Pessagno, J. Meric. "On al-Maturidi's Notion of Human Acts". American Academy of Religion (bildiri, ts.). (West Connecticut College)
Neden İnsan Fiilleri?
Mâtürîdî'nin Kitâbü't-Tevhîd'inin dörtte biri insan fiilleri meselesine ayrılmıştır. Bu orantısal ağırlık, konunun Mâtürîdî'nin sistemi içindeki merkezî yerini ele verir. J. Meric Pessagno, bu alanı seçmesini şöyle gerekçelendirir: İşte tam bu noktada Mâtürîdî'nin tutumu, Mu'tezile'den ve Eş'arî ile ekolünden en açık biçimde ayrışmaktadır.
İki Temel İlke
Mâtürîdî'nin insan fiilleri doktrinini yöneten iki temel ilke vardır; her ikisi de Kur'ânî temellere dayanır:
Allah her şeyin yaratıcısıdır (khāliqu kulli shay'in): Bir eylem var olduğu ölçüde bir "şey"dir (shay'); her şeyin yaratıcısı Allah olduğundan, fiil de var olması bakımından Allah'ın yaratmasıdır.
Kesb (Edinim): Mâtürîdî, fiillerin yaratılmış doğasını tanımlamak için kesb kavramını kullanır. Ancak bu kavram, "bir şeyi ispat etmek" için devreye sokulmaz; aksine fiilerin Allah'a nisbeti konusunda betimleyici bir işlev görür.
Mu'tezile ve Eş'arî'den Farkı
Mu'tezile: İnsanlara bağımsız bir yaratma gücü (kudra) atfeder; bu güç, fiilleri tamamen insan iradesine bağlar.
Eş'arî: Kesb'i kullanır; ancak insan iradesinin gerçek etkinliği konusunda ciddi belirsizlik taşır.
Mâtürîdî: Fiiller, var oldukları ölçüde Allah'ın yaratmasıdır; ama insan onları kazanır (kesb). Bu edinim, fiili gerçek anlamda insana ait kılar — ne Mu'tezile'nin bağımsız yaratması, ne de edilgen bir kesb.
Aquinas Karşılaştırması
Pessagno, Mâtürîdî'nin insana gerçek bir faillik alanı tanıyan bu yaklaşımını Thomas Aquinas'ın insan fiilleri analizi ile işlevsel bir karşılaştırmaya tabi tutar. İki düşünce geleneği arasında nedensel bir bağlantı iddiasında bulunmaksızın, benzer bir kaygının — hem ilâhî egemenliği hem de insanî sorumluluğu birlikte koruma amacının — farklı coğrafya ve geleneklerde nasıl benzer çözümlere yöneltebildiğini sergiler.
Ulrich Rudolph'un *The Oxford Handbook of Islamic Theology*'deki (2016) bu bölümü, Hanefî teoloji geleneğinin Mâtürîdîliğe dönüşümünü üç kritik evreden oluşan özlü bir çerçevede sunar: Ebû Hanîfe'nin mirası, Mâtürîdî'nin dönüştürücü katkısı ve kelam okulunun kurumsallaşması.
Yasin Ramazan Basaran, Mâtürîdî'nin *Kitâbü't-Tevhîd*'inde taklid eleştirisiyle iman teorisi arasındaki özgün bağlantıyı inceler.
Walid A. Saleh, Mâtürîdî'nin *Teʾvîlât*'ının Taberî tefsiriyle eş zamanlı ve bağımsız olduğunu kanıtlayarak tefsir tarihini yeniden yazmayı teklif eder.