النص التركي
iman, şefaatin varlığı, kabir azabının mevcudiyeti, cennet ve cehennemin yaratılmış olduğu, sahabenin fazilet sıralaması, imametin gerekliliği ve vasıfları …vs türünden konuları bir bütün olarak zikretmektedir. Aslında Ebû Hanife’nin ve dolayısıyla Hanefîlerin itikadî fikirlerinin Ehl-i Sünnet’in diğer gruplarından bir farklılık taşımadığı fikrinin yansıması olan bu yaklaşımın1, el-Akîdetü’t-Tahâviyye’nin, sonraki dönemde edindiği konum dikkate alındığında amaçladığı şeyi gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz. Ancak el-Akîdedü’t-Tahâviyye, bu niteliğine rağmen büyük oranda Doğu Hanefî Kelam geleneği (Maturidîlik) ile ilişkilendirilmiştir. Bunun hiç şüphesiz en önemli nedeni Tahâvî’nin metni, Ebû