النص التركي
16-17) ya da Eş‘arî’nin görüşünü vererek bunun yanlışlığına işaret eder (s. 51, str 7; s. 59, str. 13; s. 140, str. 14 vd.). Sahâbe ve tâbiîn ile başlattığı ve “ehlü’s-sevâdi’l-a‘zam” olarak da nitelediği Ehl-i sünnet mensubu kişi ve zümreleri sayarken (s. 335, str. 3 vd.), Eş‘arî ve Eş‘ariyye’yi ismen zikretmediğini de belirtmek gerekir. Sâlimî’nin, Ebû Hanîfe’ye atıfla “cebr ve kader, teşbih ve ta‘tîl, nasb ve rafz görüşleri arasında kalanlar” olarak yaptığı Ehl-i sünnet tanımı (s. 344, str. 18 vd.) ilk bakışta Eş‘arîler’i de kuşatıcı görünmekle birlikte, meselâ teklîf-i mâ lâ yutâk konusunda Eş‘ariyye’yi Cebriyye ile aynı konumda görmesi ve değerlendirmesi (s. 290, str. 16-17) v