النص التركي
Nitekim Osmanlı döneminde Osmanlı uleması tarafından akaid alanında kaleme alınan pek çok el kitabında bu durum şu şekilde formüle edilmiştir: “İtikatta mezhep sorulduğunda Mâtûrîdî, amelde ise İmam-ı Azam Ebû Hanîfe demek gerekir.” Ehl-i Sünnet ve’l Cemaat adı ile ifade edilen bu söylem Osmanlı’dan sonra Cumhuriyet döneminde de devam ettirilmiştir (Birgivî 1964: 28-29; Yazıcıoğlu 2002: 112). Örneğin Hanefî-Mâtürîdî geleneğinin sadık bir takipçisi olan Birgivî, birçok açıdan Gazzâlî’nin etkisi altında kalmıştır. Özellikle et-Tarîkatü’l-Muhammediyye eserinin muhtevası 1263 Osmanlı Coğrafyasında Sünnî Düşüncenin Resmî İdeoloji Olarak Benimsenmesi Üzerine SosyoJeopo-Teolojik Analizler taraf