النص التركي
Nitekim Ebû Hanîfe’den aktarılan “îman, bilgi ve ikrardır” şeklindeki tanım, bu gerçeğe işaret etmektedir. 20 Semerkandî, küfrün bilgisizlikten kaynaklanan yalanlama ve reddetme anlamına karşı çıkmaktadır. Onun nazarında küfür îmanın zıttı olduğu için, bu durum göz önünde bulundurularak ona ilişkin tanımlama yapılmalıdır. Buna göre ıstılâhta küfür, Allah’ın elçisinin getirdiği zarurî olarak bilinen hususları inkâr etmek demektir. 21 Fakat burada küfrün gerçekleşmesi, kendisine peygamberin davetinin ulaştığı kimseye nispetledir. Eğer davet ulaşmamışsa, o kimse üzerinden îman ve küfür kalkar. Zîra bu haliyle o kimse, ne tasdik edici ne de inkâr edici konumundadır.22 Dolayısıyla îman ve küfür b