النص التركي
429/1037-38)9 de müşriklerin, lafza ve söze yani tesmiyeye değil, putların kendilerine yani müsemmâya tapmaları gerekçesiyle ilgili âyette zikredilen tesmiyelerin, ismin kendisi olduğunu söylemektedir.10 Öte yandan Cüveynî (ö. 478/1085) ise tesmiyenin, müsemmânın ismini gösteren lafza delâlet ettiğini fakat ismin, bu lafza delâlet etmeyip tesmiyenin delâlet ettiği şey olduğunu ifade etmektedir. Bir kimse “Zeyd” diye seslendiğinde kişinin bu sözü “tesmiye”, bundan anlaşılan ise “isim” olduğundan o, isim ile müsemmânın aynı şeyler olduğunu kabul etmiştir.11 6 Bağdâdî, Ehl-i Sünnet Akāidi, 148; Ebû Bekr Muhammed b. el-Hasen b. Fûrek, Mücerredü Makālâti’ş-şeyh Ebi’l-Hasan el-Eşʻarî, nşr. Danie