النص التركي
Dolayısıyla ilk dönemlerden itibaren gündem olan bu mesele, kelâm tarihi açısından Peygamberimizin vefatını müteakip ortaya çıkan ilk itikadî ayrılıkları oluşturmaktadır. Emevî dönemine gelince, idarecilerin de teşvik ettiği bazı gruplar insanın özgürlüğünün hayli kısıtlı olduğu düşüncesinden hareketle insanı cebr altında hareket eden bir varlık olarak kabul ederek bir yerde Emevî yöneticilerine politik bir istismar konusu yapacak bir alan açmışlardır. Böyle bir ortamda Hasan-ı Basrî, yazdığı kader risâlesinde insanın yapıp ettiklerinden mutlaka sorumlu olduğunu savunarak cebr düşüncesine karşı çıkmıştır. Daha sonra Ebû Hanîfe gibi âlimlerle birlikte onu takip eden Ehl-i sünnet kelâm bilginl