النص التركي
fsin afetlerini bilme, ahiretin yüceliği ve dünyanın değersizliği bilgisine sahip olma anlamlarında kullanılıyordu.”35 İmam Ebû Hanîfe’ye nispet edilen el-Fıkhü’l-Ebsat’ta fıkıh terimini kullanış çerçevesi de bize o dönemde fıkıh denince nelerin anlaşıldığına dair bilgiler sunmaktadır: “Ebû Mutî ‘Bana dinin en faziletlisini haber ver’ dediğinde Ebû Hanîfe şöyle dedi: ‘Fıkhın en faziletlisi, kişinin yüce Allah’a imanı, şerîatın kuralları, sünnetler, hadler, ümmetin ittifak ve ihtilâfını bilmesidir.”36 Diğer taraftan usûl kelimesi de sonradan kazandığı terminolojik anlamda kullanılmıyordu. “Usûlü’l-fıkh” ifadesini Ebû Yusuf ’un eserlerinde görmek mümkündür.37 Ebû Yûsuf, (v. 182) Evzâî’yi (v. 1