النص التركي
324/936), Mu„tezilî âlim Ebû Ca‟fer Ġskâfî‟nin (ö. 240/854) tüm tâatlerin, hüsün ve kubhun, bizzat o fiillerin zâtî özellikleri olduğunu söylediğini hatta zannınca masiyetler hususunda da onun böyle düĢündüğünü ifade etmektedir. 26 Buna göre taâtler ve masiyetler haricî bir illetten ötürü değil, zatı gereği iyi ya da kötüdür. Dolayısıyla taatler zatı gereği taat; masiyetler de zatı gereği masiyet olmaktadır. Yine aynı Ģekilde Ebü‟l-Kâsım el-Belhî de (ö. 319/931) kabîh olan bir Ģeyin kabîhliğini zâtî ve hakikî olarak belirtmekte bundan dolayı fiildeki kabîhliğin o Ģeyin zatından ve sıfatlarından kaynaklandığını ileri sürmektedir.27 Öte yandan Kâdî Abdülcebbâr ve Cübbâî e