النص التركي
Ebû Hanife’den itibaren Hanefi-Mâtürîdî âlimleri fiilî sıfatları da diğerleri gibi kadîm sayarak ilahî zata nispet etmişlerdir. Bu tür sıfatların hepsini "yapmak, yaratmak, oluşturmak" anlamına gelen tekvin kavramıyla ifade etmiş, kavramı da sekizinci bir sıfat olarak zat ile kaim ve kadim bulunan subuti sıfatlara eklemişlerdir (Topaloğlu, 2010, 137). Ebû Hanife’ye göre Allah’ın isimleri ve sıfatları fazilet ve yücelik açısından eşit olduklarından aralarında bir farklılık da yoktur (Ebû Hanife, 1981b, 72). Görüleceği üzere aşkın bir varlık söz konusu olduğunda kelimelerin temsil gücü daha zayıflamakta ve çoğu kez yalnızca çağrıştırıcı, analojik veya sembolik bir anlam taşımaktadır. 2.2. Halk