النص التركي
ulamakla33 dogmatizmi dışlamış; aklını gereği gibi kullanmayan kimseleri kınamak sûretiyle de inanmayı, rasyonel temeller üzerine oturtmuştur.34 Dolayısıyla Ebû Hanife’nin iman anlayışı Kur’an’ın metoduna mutabıktır. Onun, Allah’ı bilmenin imkanı konusundaki görüşlerinden, aklı, duyu-ötesi varlık alanının bilgisini kazanmada bir meleke şeklinde tanımlamak istediği sonucuna ulaşabiliriz. Elbette, inancın tamamını rasyonel açıdan temellendirmek gibi bir girişimin fevkalâde aşırı bir entellektüalist bir açıklama olacağını da zihinden çıkarmamak gerekir.35 Ebû Hanîfe ve taraftarları böyle bir entellektüelizm tuzağına düşmekten kaçınmışlardır. Onlar, aklın inanç konularını bağımsız bir şekilde ta