Türkcə Mətn
t olabileceği yorumunda;6 ilmin, sahibini yüce bir ahlaka yönelttiği beyanında;7 ilmin hayat, cehâletin ise ölüm olduğu tanımlamasında8 açıkça görülmektedir. Yine Mâtürîdî’nin ilmi imana öncelemesi, imanın tasdik olduğu, tasdikin ise bilgiden sonra gerçekleşeceği vurgusu,9 marifetin kişiyi tasdike sevk edebileceği açıklaması10 da bilhassa dini alanda ilme verdiği konumu gösteren başka bir delildir. Mâtürîdî’nin ilme verdiği bu değer kuşkusuz vahyi ilkelere dayanmaktadır. Zaten onun bu bağlamdaki