Türkcə Mətn
Bu sebeple, Ġslâm kültüründe bir dönem dilden dile dolaĢan “fıkıh, Ebû Hanîfe‟nin fıkhıdır; din (kelâm) de, Ġbn Kirrâm‟ın dinidir” (Süheyr Muhtâr, 1971: 78) sözü hep meĢhur olmuĢtur. Ġbn Kerrâm‟ın, bir vâiz ve sufî olarak hadise aĢırı derecede önem vermesi, Ebû Hanife‟nin hadise olan bakıĢına çok yakın durmaktadır. Aynı Ģekilde Ġbn Kerrâm‟ın hadislerden hareketle temellendirilmeye çalıĢtığı dinî anlama ve yorumlama (re‟y) mantığının kökenleri de yine Ebû Hanife‟de saklıdır. Ebû Hanîfe‟den tedris yapmıĢ veya onun din anlayıĢını öğrenmiĢ olan talebelerinin, bir dönem sonra Horasan‟ın önemli merkezlerinde ilmî, fikrî ve aklî yöndeki bütün tesirlerinin ötesinde, devlet hiyerarĢisi ve geleneğinde