Türkcə Mətn
İkrar ise sonradan gelir ve itikadi açıdan zorunlu olmayıp, sosyal ve idari bir zorunluluktur. Ebû Hanîfe’ye göre de iman, kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır. Bu doğrultuda Ehl-i sünnet’e göre amel, imana dâhil değildir. Nitekim Ebû Hanîfe’ye göre, “Allah’ın kitabından herhangi bir şeyi inkâr etmedikçe Hz. Muhammed’in ümmetinden asî kimselerin hepsi gerçekten mümin olup, kâfir değillerdir (Ebû Hanîfe, 1992a:53). Bu doğrultuda “Ehl-i kıble tekfir edilemez” diyen Ehl-i sünnet, bundan “Kıbleye karşı namaz kılmayı kabul edenler” şeklinde açıklamışlardır. Bunun daha geniş anlamı ise, imanın şartlarını kabul eden mü’minler, küfre nispet edilemez demektir. Bu doğrultuda Ehl-i sünnet dışındaki ol