Türkcə Mətn
ır ve aklın bu türden soruları anlamlı bulmayacağı âşikârdır: “Rabbim! Niçin lütuf ve ihsanda bulundun, neden cömertliğini gösterdin, neden birliğinin yanılmaz delillerini büsbütün görünür kıldın?”24 Bununla birlikte Mâtürîdî yaratılışın mahlûkata aynı şekilde âkıbete yani insanın ve görünür âlemin sonuna/sonrasına bakan birtakım hikmetlerinin bulunması gerektiğini kabul etmektedir.25 Bu bağlamda Mâtürîdî’ye göre yaratılışın özü tevhide kılavuzluk etmektedir. Zira Allah’ı tanımak, ancak âlemin O’na kılavuzluk etmesiyle mümkün olmaktadır. Zira âlemin, varlığına ve birliğine delâleti olmaksızın duyular yoluyla ve naklin mevcudiyetiyle Allah’ın tanınması, sıfatlarının öğrenilmesi ve âlemdeki te