Türkcə Mətn
Mesnûn, bilenmiş/kazınmış ve dökülmüş olan anlamında da açıklanır. Razî, Mefâtîhu’lGayb, XIX, 138. 27 Örnek için bkz. Şimşek, M. Sait, Yaratılış Olayı, Beyân Yayınları, İstanbul 1998, s.29. 28 Krş. Mâturîdî, Te’vîlat, VIII, 25; Zeccâc, İbrâhîm b. Seriyy, Meânî'l-Kur'ân ve İ'rabuhu, Daru’l-Kitabi’l-MısrîDaru’l-Kutubi’l-Lübnânî, Kahire-Beyrut 1420, III, 800; Razî, Mefâtîhu’l-Gayb, XIX, 138. 29 “…Yiyeceğine, içeceğine bak, henüz bozulmamış bile (lem yetesenneh)…” 30 İbn Âşûr, Muhammed b. Tâhir, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, Müesseset-u Tarîh, Beyrut 2000, XIII, 34. 31 Örnek için bkz. Gölpınarlı, Abdülbaki, Kur'ân-ı Kerîm Meâli, İstanbul 1958. 23 293 e-Şarkiyat İlmi Araştırmalar Dergisi -www.e-sarki