Türkcə Mətn
leri sürer ve kelam-ı nefsîyi kabul etmez.2 Kur’an’ın mahluk olduğunu savunan Mu’tezile ve Cehmiyye, çeşitli deliller ileri sürmüştür.3 Ancak bunlar, harfler, sesler ve ibarelerin Allah dışındaki varlıklarda sonradan var edildiğine ilişkindir. Eş’arîler ve Mâturîdîler ise bu hâdis ibareleri “lafzî kelam” olarak kavramlaştırırlar. Onlara göre, lafzî kelamın ötesinde Allah’ın zatında kaim bir mana vardır. Bu, ibareler ve işaretlerin delalet ettiği hakikî 1 es-Sübkî, Tabakâtü’ş-Şâfi’iyye, III, 377-389; ez-Zebîdî, İthâfü’s-Sâde, II, 13. Kâdî Abdulcebbâr, “el-Muhtasâr fî Usûli’d-Dîn”, s. 193; eş-Şehristânî, Nihâyetu’l-İkdâm, s. 288; elBeyâdî, İşârâtü’l-Merâm, s. 139, 144; es-Sâbûnî, el-Bidâye f