Türkcə Mətn
urulan ve daha sonra Kuran’ın yaratılmış olduğu, iyiliği emretme ve kötülüklerden sakınma, tevhid, adalet, irade ve fiillerde hürriyet gibi itikadi konuların yorumunda akla öncelik veren ekol, II./VII. Ve III./IX. yüzyıllarda İslam Dünyası’nın sosyal ve kültürel gidişatı üzerinde önemli bir etkiye sahip olmuştur (Fığlalı, 2008:565). Bu ekol, itikadı konuları sadece nakle dayandırmayıp, aynı zamanda aklın ve felsefenin ışığı altında değerlendirme ve bunları mutlak ölçülere göre tefsir ve tevil etme çabasında olmuştur. Ekol âlimleri, İslam dininin savunuculuğunun, ancak hasımların metodunu ve silahları kullanmakla mümkün olabileceğini düşünmüşlerdir. Böylesi bir perspektif, özellikle Yunan fel