Türkcə Mətn
Mu’tezilȋ kelamcılar, ilmin “bir şeye olduğu gibi itikat” olduğunu savunmuşlardır. Ancak Kadı Abdulcabbȃr (ö. 415/1025) bu tarifi yeterli görmemiş olmalı ki mezhebinin genel görüşünü yansıtan yukarıdaki tanıma bir de ‘sukûnu’n-nefs’ kaydını eklemiş; böylece itikadın hangi gerekçe ile ilim addedileceğini açıklamıştır. O halde bu kayıtla birlikte Mu‘tezile’de bilgi, Kadı Abdulcabbȃr’ın ifadesiyle “Bilenin bildiği şey konusunda, sukûn-u nefs gerektiren bir anlamdır. Bu anlam sayesinde bilen/âlim bilmeyen/cahilden ayrılır. Bu da ancak bir şeye olduğu haliyle itikat etmekle olur.” Ayrıntılı bilgi için bkz. Ebu Nasr Muhammed bin Muhammed bin Tarhan el-Fârâbî, Fusûlü’lmüntezea (Beyrut: 1986), 51; M