Türkcə Mətn
sl (el-Mebsût) isimli eserini ezberledikten sonra el-Ümm adlı eserini yazdığı, ayrıca ondan edindiği fıkhî birikimin içtihatlarındaki “el-Mezhebü’l-Kadîm” ve “el-Mezhebü’l-Cedîd” ayırımında hayli etkili olduğu söylenebilir (Kevserî, t.y.: 4, Miras 1331: 95-96). Kanaatimizce İmâm-ı A’zam ile İmâmeynin vücuda getirdiği fıkıh paradigmasını kemale erdiren, Hanefî mezhebinin ikinci kurucusu olarak göste- Bizzat İslâm Düşüncesi Olarak Fıkhın Yeniden Yapılandırılması rilebilecek âlim Ebû Ca’fer-i Tahâvî (239-321/853-933) olmuştur. Mısır’da doğan ve başlangıçta Şâfi’î mezhebi mensûbu olarak dayısı ve aynı zamanda İmâm-ı Şâfi’î’nin öğrencisi olan Müzenî’den (-264/-878) ders alan Tahâvî, daha sonra