Türkcə Mətn
tasarruflarda bulunanı olduğuna inanmak” olarak, esmâ ve sıfatlarda tevhid de “Naslarda yer alan Allah’a ait isim ve sıfatlarda tahrif, ta‘tîl12 yapmadan, keyfiyetten uzak olarak kabul etmek” olarak tarif edilmiştir.13 Bu anlayış doğrultusunda Selefîler her günahı Allah’a isyan şeklinde özellikle ulûhiyette tevhide aykırı görerek şirk kapsamına sokmuşlar, tekfir silahını cömertçe kullanmışlardır. Allah’ın emirlerinden herhangi birini tembellikle bile olsa yerine getirmeyen birisi müşrik addedilir, tekfir edilir ve malı, kanı helal görülür. Onların iman ile amel münasebetleri konusun- İbn Teymiyye, İktizâu’s-sırâti’l-müstakim, terc. Salih Uçan, (İstanbul: Pınar Yayınları, 1991), II/379. 12 “