Türkcə Mətn
lduğunu kabul etmek, onaylamak ve gönülden benimsemek, korkusuz kılmak, doğrulamak, korku ve kuşkunun yerine itmi’nânın ve sükûnun hâkim olması anlamlarına gelir.3 Kelimenin terim anlamı ise, Allah’tan olduğu kesinlik kazanan teklife dair hususlarda peygamberleri tasdik etmek ve onlara gönülden inanmayı4 ifade eder. Kavram, îman edilecek hususlarla ilişkilendirildiğinde, “ ”بedatıyla birlikte kullanılmaktadır. Bu yönüyle mümin, îman edilecek hususları dolaylı olarak kabul etmiş ve onların doğruluğunu benimsemiş kişi demektir.5 Şemsuddîn es-Semerkandî lakabıyla şöhret bulan ve asıl adı Şemsuddîn Muhammed b. Eşref elHuseynî es-Semerkandî olan müellifin Semerkandî nisbesine izafetle Semerkand