Türkcə Mətn
ları ve tasdiklerini gördükleri diğer müminlerin yaptığı gibi iman etmeleri teklif edilince, sadece inanmamakla kalmayıp bunu akli ve ahlaki bir zemin üzerine bina etmeye çabalamışlardır. İlginç olan bir husus da iman edenleri aklen, ahlaken ve toplumsal seviye bakımından düşüklük ve alçaklıkla suçlamış olmalarıdır. Kur’ân’ın ön gördüğü akletme, iman etmelerini gerektirirken; mevcut akletme(!) seviyeleri iman etmemelerini gerektirmiştir, en azından gerekçeleri bu olmuştur. Hz. Nuh, kavmini Allah’tan sakınmaya ve kendisine itaat etmeye çağırdığında, onların karşılığı “Sana en aşağı kesimler tabi olup dururken, sana iman mı edeceğiz?” (Şuarâ, 26/111) sözü olmuştu. Mekke müşriklerinin Hz. Muham