Türkcə Mətn
şeklindeki formülünü, bu arayışın başlangıcı olarak görmek gerekir.15 Bu söz, Allah’ın dışında kadîm bir gerçeklik anlamına gelecek ‘gayrılık’ fikrine son derece soğuk bakan Mu’tezile ile sıfatları aklî değerlendirme arenasına çekme çabasına şiddetle karşı çıkan Ehl-i Hadîs anlayışı arasında bir orta noktayı temsil ediyordu. İbn Küllâb bu alanda yalnız da değildi; zühd hareketinin önemli simalarından Hâris el-Muhâsibî, Ahmet b. Hanbel’in bütün muhalefetine rağmen bu fikrin taraftarıydı. İbn Küllâb’ın öğrencisi olan Kalânisî ise hocasının izinden giderek yeni anlayışın yerleşmesi ve kökleşmesinde büyük katkı sağlamıştı. Ancak bu anlayışın toplum içerisinde yer edinmesi ve ortaya çıkması yakla