Türkcə Mətn
ece tasdik ile yetinmeyip ikrarı da tasdikin yanında bir rükün olarak zikretmesi, her ne kadar kelamcılı~yla marı1f olsa da, onun Hanefi fakihi kimliğinin ve Ebu Hanife'nin takipçisi olduğunun bir göstergesidir. Nitekim o, Ebu Hanife'yi Ehl-i sünnet'in kurucusu olarak kabul edip eserlerinde daha çok onun görüşlerine yer vermekte ve Matöridi'ye nadiren ahflarda bulunup, Matüridiyye yerine I:Ianefiyye tabirini kullanmayı tercih etmektedir.33 Saffar, fıtratın bizatihl iman olmadı~ belirtir34 ve. "Dünyaya gelen her insan fıtrat üzerine doğar"35 hadisini yorurnlarken, fıtratın bazen "yaratılış", 32 Saffar, Ristile fi'l-keltiııı, Süleymaniye Kütüphanesi, Şehid Ali Paşa, no. 1706, vr. 4a. Ris§.l