Türkcə Mətn
7) da Farabi’nin vacib ve mümkün kavramlarını benimsemiş 4 ve Allah’ın varlığını açıklayan bir yöntem olarak vacibin zıddı şeklinde ‚müstahîl‛ kavramını aklî bir gereklilik olarak kullanmıştır. Ona göre imkânın biri halk dili, diğeri de filozoflar nezdinde iki anlamı vardır. Halk dilinde mümkün olmayan imkânsızdır. Filozoflar nezdinde ise imkân hem ‚mümkün olmayanı‛ hem de ‚zorunlu olmayanı‛ kapsamaktadır 5. Bu açıdan İbn Sînâ, ‚günlük dildeki imkân‛ ile ‚felsefî anlamıyla imkân‛ın birbiri yerine kullanılması sonucu imkân ve imkânsızlığın zorunluluğu kapsamayacağını ileri sürmüştür 6. Gazâlî ise Meşşâi filozofların bu rasyonalizmine karşı çıkmıştır. Meşşâi filozofların bu kavramlar hakkındak