Türkcə Mətn
u’attılâ nispesini sıfatlar konusunda gösterdiği tavır sebebiyle almıştır.29 Mâturîdî, bu konuda “araz” ve “sıfat” şeklinde farklı kullanımların olduğuna dikkat çekerek, dilin bu tercihte bağlayıcı rolüne işaret eder. Dilin konuya ilişkin hakemliğini o, bir şeyi isimlendirmekten maksadın, onu anlatmak olduğu ilkesinden istidlal ile dile getirir.30 Fakat İslâm geleneğinde zât kavramının etimolojik kökeninden sahip olduğu dişillik sebebiyle Allah’a nispetinin imkânı da tartışılmış görünüyor.31 İsim, bir şeyin kendisiyle bilindiği ad ya da müsemmaya (isimlendirilene) delâlet etmek üzere konulan lafızdır. bk. Ebu’l-Bekâ el-Kefevî, el-Külliyyât, thk. Adnan Derviş-Muhammed Mısrî (Muessesetu’r- Ris