Türkcə Mətn
ikatini nassın rehberliğinde dahi olsa, akıl ile ihâta etmek mümkün olmadığından, meseleye vâkıf olmak için bir noktadan sonra tevakkuf, teslimiyet ve iman zorunlu hale gelmektedir. Bu nedenle ilimde derinleşen âlimler, aklın sahasında alabildiğine gayret göstermiş, aklın mecalsiz kaldığı noktada tevakkuf etmişler, “işittik ve itaat ettik”25 diyerek Allah’ın hükmüne itimat ederek, teslim olmuşlardır. 26 Zira insana “ilimden az bir şey verilmiştir.”27 Bu nedenle insanın acziyetini fark etmesi, başka bir ifade ile haddini bilmesi anlamanın hem ön şartı hem de alâmeti olarak görülmüştür. 28 Zira geleneğimizde nassın çizdiği hudûda riayet ederek kaza ve kadere iman şart görülmekle beraber, bu me