Türkcə Mətn
400/1009) Ravzatü’l-‘Ulemâ’sı, Ebû Zeyd ed-Debûsî’nin (ö.430/1039) el-Emedü’l-Aksâ’sı, Zâhid el-Buhârî’nin (ö.546/1151) Mehâsinü’l-İslâm ve’ş-Şerâ‘i’i, Şemsüleimme el-Kerderî’nin hocası olan ‘İmâdüddîn el-Faryâbî’nin (ö.607/1210) Halîsatü’l-Hakâ’ik’i, ömrünün önemli bir kısmını Artukoğullarının himayesinde Anadolu’da geçiren Zeynüddîn erRâzî’nin (ö.666/1268’den sonra) Hadâ’iku’l-Hakâ’ik’i gibi eserler bu türden eserlerdir. Bu nedenle Zâhid fakih olgusunun, Anadolu’da varlığını ve belirleyiciliğini hiçbir zaman yitirmediğini, Birgivî’nin ve Kadızâdelilerin şahsında iyice görünür hale geldiğini belirtmek gerekmektedir. Üçüncü husus ise Birgivî ve takipçilerinin konumlandırıldığı bağlamın sorgu