Türkcə Mətn
dullah İbn Abbâs, “Bahrü’l-ilm”, “Hibrü’l-ümme”, “Tercümânü’lKur’ân” gibi lakaplara sahiptir.1 Arapçanın bütün inceliklerine vâkıf olan Abdullah İbn Abbâs ayrıca Kur’ân’ın muhtevasının anlaşılması noktasında gerekli bütün ilimlere de sahipti. Hz. Peygamber’in, “Allah’ım! Abdullah’a kitabı ve hikmeti öğret, onu dinde fakîh kıl ve ona te’vili öğret.”2 şeklindeki duası onun ilmî alandaki şöhretinin sebebi olarak görülebilir. Tefsir ilminde otorite olan İbn Abbâs’ın nakillerinden sahâbe başta olmak üzere tâbiîn ve sonrasındaki bütün müfessirler istifade etmiştir. İbn Abbâs’a nispet edilen rivayetlerden müstağni kalamayan müfessirlerden biri de Fahreddîn er-Râzî’dir. Neredeyse tefsirinin tümünde