Türkcə Mətn
nekte bilginlerin çoğunluğu bu ifadeyi hakiki anlamda almış22, bununla beraber onlar buradaki sözün (kelamın) lafzi bir kelam değil de nefsi bir kelam olduğunu düşünmüşlerdir.23 İslam düşüncesinde Hanefî-Mâtürîdî ve bu geleneğe mensup birtakım fakih ve kelamcı, mezhebin genel görüşünden farklı düşünerek, söz konusu ifadenin hakiki konuşma olarak ele alınması gerektiğini belirtip, “ol” emrinin Allah’ın eşyanın var edilmesine yönelik kesin ve sözlü bir emri olduğunu savunmuşlardır. Örneğin fakih ve usulcü olan Ebü’l-Usr el-Pezdevî (öl. 482/1089) “kün fe yekûn” ifadesinin hakiki bir konuşma olduğunu belirtmiş24, yine Hanefi fakihi olan Serahsî (öl. 483/1090 [?]) fıkıh usulüne dair eserinde söz