Türkcə Mətn
َواتِ َوالْ َر َ َع َرضْ نَا الْ َ َمانَة َ اِنَّا ُ“ َوحَ مَ لَ َها الْ ِ نْسَانŞüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi” (Ahzâb, 33/72). Bu ayette geçen emaneti; “insanın sahip olduğu akıl ve özgür iradesine dayalı sorumlulukları” manasında anlamak mümkündür (Heyet, 2012: IV, s. 406). Akıl, ilâhî hitabın değerlendirilmesinde, dinin temel esaslarının anlaşılıp yorumlanmasında büyük bir önem ve işleve sahiptir. Bu manada fıtrat dini olan ilâhî dinlerin, bir fıtrat yetisi olan akıl ile uyumluluk arz ettiği söylenebilir (Topaloğlu, 2004: s. 81). Akıl kelimesi, Kur’an-ı Kerim’de isim halinde geçmem