Türkcə Mətn
lerinin olması (mükeyyef), nesnenin bir mekânda ve yönde bulunması, görülenin görenin karşısına yerleşmesi (mukâbele) ve bu ikisi arasında bir mesafenin olması gibi şartlara bağlamasını gösterir. Onlara göre bu hususlar, Allah için imkânsız olduğundan rü’yet de imkânsızdır. Buna karşılık, bunların dünyevî-âdete bağlı şartlar olduğunu kaydeden Karsî, burhanî bir makamda şahidin gâibe kıyasının faydasız olduğunu da belirtir. O, Mu‘tezile lehine en güçlü naklî delil olarak da “Gözler onu idrak edemez” (el-En‘âm 6/103) ayetini gösterir ve burada idrakin anlamını “ayrıntılı bilme” olarak belirleyerek görüşünü teyit eder. Bu çerçevede Allah’ın dünyada görülmesi, velinin O’nu görmesi, rüyada görülm