Türkcə Mətn
Böylece onlar, “Şifacı ve Şefâatçı” olarak kabul görmüşler ve Kanaat Önderi olma yolunda sivil rütbeyi hak etmiş gürünüyorlar. Burada şöyle bir soru akla gelebilir, bu önderlerin bildirdiği, Dînî ve Ahlâkî öğretiler, Kur’ân ve Sünnet’e ne derece uygundu? Allah, Ahiret ve Peygamber’i hangi millî kalıplar içerisinde vermişlerdir? Milli kültür ve yatkınlığa uygun olmayan anlatımlarla bir milletin, yeni bir dini kabullenmesi ne derece mümkündür? Bu ve benzeri soruların çoğaltılması mümkündür. Ancak bildiğimiz bir şey vardır ki; Peygamber’in kendi kavimlerinden olmasına, kendi dilleriyle konuşmasına, ticari faaliyetler sebebiyle yarımadanın gelenek ve kültürünü tanıyan birisi olmasına rağmen ne g