Türkcə Mətn
n kelamî nitelikte olduğunun bildirilmesi (Şûrâ, 42/51; Tekvîr,81/19), b) Vahyedilenin okunan bir şey olması (Ra’d, 13/30; Kehf, 18/27), c) Vahyin ‚inzâl‛ ve ‚tenzîl‛ edilen bir niteliğe sahip olması (Şuara, 26/192-95; Bakara, 2/213; Al-i İmran, 3/3). Yukarıdan aşağıya indirilmiş olması, kelamî ve kitabî olması, Arapça olması gibi özellikleri yanında okunan bir niteliğe sahip olması da göz önünde bulundurulduğunda İslam vahyinin, modern terminolojide ‚önermesel‛(propositional) olarak isimlendirilen geleneksel vahiy anlayışına tekabül ettiği ortaya çıkar. Dolayısıyla vahiy faaliyetinde Allah, kişisel vahiy (personal) anlayışında olduğu gibi, kendi Zâtını ifşâ etmez; belirli hakikatleri peygam