Yükleniyor…
Yükleniyor…
Article · TR
Yaşar, Mikail
Kelâm ekollerinin gelişimini, dönüşümünü ve bir coğrafyadan diğerine naklini tespit edebilmenin yollarından birini de muhtasar eserler üzerine yazılan şerhlerin muhtevasına odaklanmak ve hangi temel sebeple söz konusu muhtasarın tercih edildiğini, hangi dönemde şerh ve haşiyelerin yazılıp yaygınlık kazandığını ve bu şerhlerin temel amaçlarının neler olduğunu tespit edebilmek oluşturur. İslam dünyasının batı bölgesi olarak ifade edilen Mısır’da Tahâvî’nin (ö. 321/933) el-Akîde metnini kaleme alma sebepleri, eserin yayılımı, Mâverâünnehir bölgesine nakli akabinde Ebü’l-Muîn en-Nesefî’nin (ö. 508/1115) el-Akîde’yi yeniden keşfi ve üzerine birçok şerhin kaleme alınması gibi önemli konulara temas edilen bu eserin, kelâm ve mezhepler tarihi alanındaki büyük bir boşluğu doldurduğu ifade edilmelidir. Yazarın tabakât, tarih, kelâm ve makâlât türü eserler üzerinden metnin hangi aşamalardan geçerek Mâtüridî gelenekle bütünleştiğini ortaya çıkarması ve İbn Ebi’l-‘İzz’in (ö. 792/1390) kaleme aldığı şerhle Mâtürîdî geleneğe itirazlarını incelemesi, söz konusu çalışmanın en özgün yönleri arasındadır. İhsan TİMÜR tarafından kaleme alınan söz konusu eserin tanıtım ve değerlendirmesini içeren bu çalışmada, eserin kelâm ve mezhepler tarihi alanı açısından önemi, alana dair öneri ve tavsiyeleri yanı sıra tezin temel sorularına dair bazı itirazlar ele alınmıştır.