Thesis · TR
İMAM MÂTÜRÎDÎ VE ZEMAHŞERÎ'NİN İRÂDE VE MEŞÎET KONUSUYLA İLGİLİ ÂYET-İ KERİMELERE DAİR YORUMLARININ KARŞILAŞTIRILMASI
Musa Sancak
- Year of Composition
- 2020
- Volume
- 1
- Language
- TR
- Type
- Thesis
Introduction
Kur'ân, indirildiği günden bugüne doğru anlaşılma gayesine matuf farklı tefsir metodlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Bu metodlar içerisinde dirâyet metodu, aklı merkeze almanın yanında dilin imkânlarını çokça kullanmasıyla temayüz etmiştir. Mâtürîdî'nin Te'vîlâtü Ehli's-sünne (Te'vîlâtü'l-Kur'ân) isimli tefsiri, Kur'ân'ı başından sonuna kadar bir bütün halinde dirâyet ağırlıklı bir şekilde tefsir etmeyi amaçlayan ilk eser olma özelliğini taşımaktadır. Bunun yanında dil sanatlarını kullanmada son derece mahir olan Zemahşerî'nin el-Keşşâf isimli tefsiri de bu alanın başat eseri sayılmıştır. Diğer yandan bu iki tefsirin müelliflerinden biri Ehl-i sünnet kelamının önemli bir kolu olan Mâtürîdiyye mezhebi kurucusu İmam Matürîdî, diğeri ise Mu'tezile kelâmının geç dönem savunucularından Zemahşerî'dir. İki ayrı kelâmî ekolü temsil eden bu imamlar, söz konusu kelâmî mezheplerini tefsirlerine yansıtmış, dahası âyetleri yorumlarken mezheplerini savunucu bir rol üstlenmişlerdir. Bu açıdan iki tefsirin kelâmî içerikli âyetlere dair yorumlarının karşılaştırmalı incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada iki müfessirin irâde ve meşîet ile ilgili âyetlere yaptıkları yorumlar öncelikle kelâmî açıdan ikincil olarak dilbilimsel açıdan ele alınmıştır. Dilbilim ise çeşitli alt dallara sahip geniş bir bilimdir. Âyet yorumlarının dilbilimin bu geniş alanını kuşatacak şekilde ele alınması, birden çok çalışmanın konusu olacağı müsellemdir. Bu sebeple dilbilimsel analizler, müelliflerin yalnızca kelâmî mezheplerini savundukları yerlerde konunun esasını ilgilendirdiği kadarıyla yapılmıştır. Çalışmada özetle Mâtürîdî ve Zemahşerî'nin dilbilimsel yönlerinin kelâmî yönlerini öncelemedikleri; bilakis kalâmî bir alt yapıya sahip olduktan sonra dilin imkânlarından faydalanarak âyetleri yorumladıkları görülmüş ve ortaya konulmuştur.