Thesis · TR
MÂTÜRÎDÎ'NİN EPİSTEMOLOJİ ANLAYIŞI
- Year of Composition
- 2023
- Volume
- 1
- Language
- TR
- Type
- Thesis
Introduction
Ehl-i sünnet inancının iki ekolünden biri olan Mâtürîdîliğin kurucusu kabul edilen Ebû Mânsûr el-Mâtürîdî (333/944), Ebû Hanîfe'nin (150/757) Kelâma dair görüşleri temelinde İslâm itikadını savunmak ve Ehl-i sünnet inancını güçlendirmek adına gerek İslâm dışı akımlara gerekse Muʿtezile, Havâric ve Bâtınıyye gibi İslâmî mezheplere karşı ciddi bir mücadele vermiştir. İlme büyük bir ehemmiyet veren "Sâmânîler Devleti" (875-999) döneminde yaşayan Mâtürîdî, kendinden önce pek değinilmeyen bazı kelâmî konuları, kitaplarında ziyadesiyle ele almıştır. Fikirlerinin temeline akıl ve nakli koyarak kendine özgü istikamet belirlemiştir. Bu denli önemli bir fikir öncüsünün düşüncelerinin esasını teşkil eden epistemoloji anlayışının incelenmesi ehemmiyet arzetmektedir. İslam düşünce tarihinde etkin bir açılım yapan Mâtürîdî, ardından gelen âlimlere de bu yönde yol göstermesi bakımından değerli bir konumdadır. Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Ehl-i sünnet kelamcıları arasında bilgi konusunu ilk defa müstakil bir bölüm olarak ele alan ve onun kuramsal çerçevesini belirlemeyi deneyen düşünürdür. O, bilgide kesinlik unsuruna dikkat çekmiş, taklitle elde edilen bilginin geçersizliğini vurgulamıştır. Mâtürîdî, dışımızdaki varlığın nesnel varlığına dikkat çekmiş ve ona ilişkin bilgimizden hareketle bilginin imkânını temellendirmiştir. Bilginin mahiyetinin ne olduğu, değeri ve kaynakları onun epistemolojisinin anlaşılmasında etkin rol oynar. Bilgi kaynaklarını havâssı selîme (duyular), haberi sadık (doğru haber) ve akıldan ibaret olarak kabul eden Mâtürîdî'ye göre bilgi vasıtalarının her birinin ayrı alanları (sınırları) vardır ve bunlar birbirlerinin vazifelerini yapamazlar. Bilgi elde edeceğimiz zaman bu kaynakların hiçbirini kapı ardına bırakamayız. Çünkü birinin elde ettiği bilgiyi diğeri elde edemez. Fiziki dünya ile ilgili konularda duyular, geçmişle ilgili bilgi kaynağımız haberlerdir. Duyu alanı dışında, gâible ilgili hususlar da bir düşünceye sahip olabilmek için ise ya istidlâle ya da Hz. Peygamber'in haberine ihtiyaç vardır. Bilginin türleri üzerinde de duran Mâtürîdî, "ilâhî bilgi" ve "beşerî bilgi" hususlarında ki anlayışını da ortaya koymuştur. Mâtürîdî, din anlayışı konusundaki denge güden tutum ve itidalli oluşuyla geniş kitlelere hitap edebilmiş ve günümüze kadar takip edilen âlimlerden olmuştur. Biz de akide gibi önemli bir konunun zayıf bir bilgi üzerine bina edilmemesi için hangi bilgi doğru bilgi kabul edilmelidir? Kelamcılar doğru bilgi nasıl temellendirmişlerdir? Gibi sorulara çözüm bulmak adına Mâtürîdî'nin bu konudaki görüşlerine başvurmayı uygun bulduk. Çalışmanın birinci kısmında bilginin tanımı ve oluşumu, ikinci kısmında, bilginin kaynakları ve üçüncü kısımda ise bilgi türlerini işleyerek, Mâtürîdî'nin epistemoloji anlayışının İslâm düşünce tarihi için ne kadar önem arzettiği hususu ele alındı.