Yükleniyor…
Yükleniyor…
Makale · TR
Bakır, İbrahim
Kelâm geleneğinde akıl, dinî bilginin elde edilmesinde merkezi bir konuma sahip olup, resul ve nebîlerin fetânet sıfatı bu aklî yetkinliğin en üst düzeyde temsil edilmesini ifade etmektedir. Fetânet, yalnızca zekâ üstünlüğü anlamında değil; vahyin doğru anlaşılması, yorumlanması ve muhataplara en uygun yöntemle aktarılmasını mümkün kılan bütüncül bir aklî yetkinlik olarak değerlendirilmelidir. Bu çalışma, Mâtürîdî'nin akıl–vahiy anlayışı çerçevesinde fetânet sıfatının epistemolojik ve pratik boyutlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada öncelikle kelâm literatüründe akıl kavramına yüklenen işlevler ele alınmış, farklı kelâmcıların akıl tanımları karşılaştırılarak Mâtürîdî'nin bu konudaki özgün yaklaşımı ortaya konulmuştur. Ardından fetânet sıfatının nübüvvet teorisi içerisindeki yeri belirlenmiş ve resul ve nebî kıssaları üzerinden bu sıfatın tebliğ sürecindeki somut tezahürleri analiz edilmiştir. Çalışmada başta Mâtürîdî'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eseri olmak üzere klasik kelâm ve tefsir kaynakları esas alınmış; Kur'ân âyetleri Mâtürîdî'nin akıl–vahiy ilişkisine dair yaklaşımı doğrultusunda değerlendirilmiştir. İnceleme sonucunda fetânetin, akılsal bir üstünlüğün yanında; epistemolojik (vahyi anlama), ve pratik (tebliğ yöntemi belirleme) boyutları olan çok katmanlı bir nitelikte olduğu görülmüştür. Hz. İbrahim, Hz. Mûsâ, Hz. Yusuf ve Hz. Muhammed örnekleri üzerinden yapılan analizlerde, fetânetin muhatabın psikolojik ve toplumsal şartlarını dikkate alarak, en güzel surette tebliği mümkün kılan dinamik bir sıfat olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte peygamberlerin fetânet sıfatına sahip olmalarına rağmen herkesin kendilerine iman etmediği görülmektedir. Bu, iman olgusunun yalnızca aklî ikna ile gerçekleşmediğini göstermesi açısından önemlidir. Bu durum, Mâtürîdî düşüncesinde aklın değerini yücelten ancak onu mutlaklaştırmayan dengeli yaklaşımla tutarlıdır. Bu çalışma, fetânet kavramını Mâtürîdî'nin akıl–vahiy teorisi içerisinde yeniden konumlandırarak hem klasik kelâm literatürüne hem de çağdaş akıl–din tartışmalarına teorik katkı sunmayı hedeflemektedir.
2020