Yükleniyor…
Yükleniyor…
Tez · TR
MUHAMMED FATİH ULUTAŞ
Bu yüksek lisans tezi, İslam düşünce tarihinde peygamberlik müessesesinin, Hicrî ilk dört asrı kapsayan mütekaddim dönemdeki iki büyük ilim olan Kelâm ve Tasavvuf literatüründeki algısını karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmanın odak noktasını, Kelâm alanında İmâm Mâtürîdî (ö. 333/944) ve Tasavvuf alanında Hakîm Tirmizî (ö. 320/932) teşkil etmektedir. Tez, öncelikle her iki ilmin kendi içindeki tarihsel serüvenini ve Mâtürîdî ile Tirmizî'ye miras kalan peygamberlik algısını incelemiştir. Ardından, Mâtürîdî'nin Kitâbü't-Tevhîd ve Tirmizî'nin Hatmü'l-Evliyâ eserleri merkezinde, nübüvvet ve velâyet kavramları, bilgi kaynakları, ispat yöntemleri (mûcize-kerâmet) ve peygamberin ve velinin sıfatları gibi temel konular karşılaştırılmıştır. İmâm Mâtürîdî, peygamberliği aklî bir zeminde, ahlak ve ismet gibi zâhirî sıfatlar üzerinden ele almıştır. Ona göre peygamberlik, Allah'ın (c.c.) adalet ve hikmetinin bir gereği, toplum için zorunlu bir rehberlik müessesesidir. Mâtürîdî, peygamberin bilgi kaynağı olarak vahyi kabul ederken, bunu haber-i sâdık ve akıl ile temellendirmiştir. Velâyet kurumuna ise tasavvufî anlamda geniş bir alan açmamış, peygamberin insanî yönünü ön plana çıkarmıştır. Hakîm Tirmizî ise peygamberlik kurumunu manevî bir düzlemde ele almıştır. Nübüvveti, velâyet kavramı ile ilişkilendirmiş, Hz. Peygamber'i (s.a.v.) merkeze alan bir miras olarak görmüştür. Tirmizî'ye göre velîler kerâmet, ilham ve keşif yoluyla Allah (c.c.) hakkında bilgiye ulaşır, peygamberin nûrundan aldıkları pay ile ona yakınlaşırlar. Özellikle hatmü'l-evliyâ kavramını sistematize ederek velâyeti, nübüvvetin bâtınî devamlılığı şeklinde konumlandırmış ve bu durumu hadîs, firâset ve hikmet gibi kavramlarla açıklamıştır. Sonuç olarak bu tez, kelâmın zahirî ve rasyonel yaklaşımı ile tasavvufun bâtınî ve sezgisel yaklaşımı arasındaki yöntemsel ve kavramsal farklılıkları ortaya koyarak İslam düşüncesindeki nübüvvet algısının zenginliğini gözler önüne sermektedir. Bu çalışma, literatürde bu iki büyük âlimin nübüvvet anlayışlarını karşılaştırmalı olarak ele alan ilk çalışmalardan biri olma özelliğini taşımaktadır.