Yükleniyor…
Yükleniyor…
Tez · TR
Muhammed Osman Doğan
Hanefî-Mâtürîdî kelâmı, Eş'arîliğe kıyasla daha geç bir dönemde kurumsallaşmıştır. Bu gecikmede pek çok etken rol oynamış olmakla birlikte, Mâtürîdî âlimlerin Eş'arîlik karşısındaki tutumları ayrıca dikkate değerdir. Mâtürîdîliğin Ehl-i sünnet içerisinde Eş'arîlikten bağımsız bir kelâm ekolü olarak konumlandırılması, mezhebin tanınırlığını ve itibarını artırmada önemli bir rol oynamıştır. Her ne kadar Gazzâlî (ö. 505/1111) ve Râzî (ö. 606/1210) sonrası dönemi ifade eden müteahhirîn kelâmında Mâtürîdîliğe yeterince yer verilmemiş olsa da, bu geleneğin varlığını ortaya koyan bazı durumlar ve evreler mevcuttur. Bu bağlamda, Râzî sonrası dönemde yaşamış olan Hızır Bey (ö. 863/1459), Kasîde-i Nûniyye adlı manzumesiyle Hanefî-Mâtürîdî kelâmını güçlü biçimde temsil etmiştir. Eserin ilk şerhi, müellifin talebesi Molla Hayâlî tarafından kaleme alınmıştır. Ancak bu şerhten sonra yaklaşık iki buçuk asır boyunca esere yeni bir şerh yazılmamıştır. 18. yüzyılda başlayan yeni şerh faaliyetleriyle birlikte Nûniyye etrafında bir şerh geleneği oluşmuş ve bu süreç, dönemin farklı müelliflerinin hem metni anlama biçimlerini hem de mezhebe dair görüşlerini ifade ettikleri dinamik bir zemine dönüşmüştür. Bu tez, söz konusu zemini merkeze alarak 18. yüzyıl Osmanlı Mâtürîdîliğini analiz etmeyi amaçlamaktadır. I. Bölümde Kasîde-i Nûniyye'nin metinsel ve tarihsel bağlamı ele alınmış, eserin yapısı, şerhleri ve şârihleri tanıtılmıştır. II. Bölümde ise, Hayâlî ve 18. yüzyıl müelliflerinin şerhleri üzerinden Mâtürîdîliğin bu eserlerdeki yansımaları ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Bu sayede mezhebin bu dönemdeki çeşitli meşreplerdeki temsilcileri ve geleneği tevarüs biçimleri ortaya konulmuştur.