Yükleniyor…
Yükleniyor…
Makale · TR
Yunus Eraslan, Eraslan, Yunus
İslam düşüncesinin erken dönemlerinden itibaren kelâm alanında akılcılığı Mu‘tezile kelâm okulu, fıkıh alanında reyi Hanefî mezhebi temsil etmiştir. Bu iki disiplin, ilgi alanlarında kısmen benzer yöntemleri kullanarak, gelişim ve dönüşüm evrelerinde benzer süreçlerden geçmişlerdir. Genel olarak akılcı yöntemi benimseyen Hanefî ve Mu‘tezile mezhepleri belli dönemlerde siyasi ve sosyal şartlara bağlı olarak yakınlaşma veya ayrışma içerisine girmişlerdir. Hanefîliğin çıkış yeri olan Irak coğrafyasında her iki mezhep mensupları arasındaki olumlu etkileşim, fıkıh usûlünün kelâmî ilkelerden etkilenmesini sağlamıştır. Mihne sürecinde siyasi ortamın etkisiyle kelâm ilminde Mu‘tezile, fıkıh alanında ise Hanefîlik etkinliğini sürdürmüştür. Buna bağlı olarak erken dönemde Mu‘tezile ile Hanefîlik arasında bir geçişkenlik söz konusu olup, Mu‘tezile kelâmcıları fıkıhta Hanefîliğe, Hanefî kadı ve fakihleri ise kelâmda Mu‘tezile’ye eğilim göstermişlerdir. Ancak mihne sürecinin akabinde hadis taraftarlarının başlattığı karşı mihne sonrasında Mu‘tezile’nin düşüşe geçmesiyle Hanefîlik de bundan olumsuz etkilenmiştir. Mu‘tezile’ye karşı takınılan tavır Hanefî düşünceye karşı da gösterilmiş ve Hanefîlik Irak’tan Horasan ve Mâverâünnehir bölgesine taşınmıştır. Bu durum Hanefîlikle ilgili olumsuz bir algıya dönüşünce, Horasan-Mâverâünnehir âlimleri bu algıyı bertaraf etmek için gayret göstermişlerdir. Doğu Hanefîliğinde bu konuda iki farklı yaklaşım ortaya çıkmıştır. Buhara, hadis taraftarı bir anlayış sergileyerek kelâm ilmini Hanefî fıkıh usulünden ayrıştırırken; Semerkant, Hanefî fıkıh usulünü kelâm ilminin ilkeleri doğrultusunda temellendirmiştir. Her iki ekol de yöntemlerini Mu‘tezile karşıtlığı üzerinden yürütmüşlerdir. Buhara Hanefî ekolünün yaklaşımı, özelde Mu‘tezile genelde ise kelâm ilmini yok sayıp görmezden gelmek suretiyle Hanefîliğin itikadî yönünü Ebû Hanife’ye nispet edilen rivayetlere dayandırmaktır. Buhara Hanefîlerinin söz konusu tavırlarında İslam dünyasında yükselişte olan gelenekçi-hadisçi anlayış etkili olmuş Hanefîlik, kelâmî ilke ve usuller yerine hadis ve fürû fıkıhla temellendirilmiştir. Bu şekilde Hanefîliğin eksik kalan kelâm yönü Semerkant ekolünde Mâtürîdî ile tamamlanmıştır. Mâtürîdî kendi döneminde Hanefîliğin kelâm ve fıkıh usulü anlayışını Ehl-i sünnet düşüncesi doğrultusunda yeniden yapılandırmıştır. Mâtürîdî, Irak Hanefîliğindeki Mutezilî unsurları ayrıştırmak suretiyle Hanefîliği yeniden kelâmî temellerle inşa etmiştir. Onun bu tavrı kendi döneminde ve takip eden birkaç asırda hadisçi yaklaşımın etkisiyle ihmal edilmiş olsa da hicrî 5. asırdan itibaren hadisçi kanat karşısında, Hanefîliği heretik akımlardan ayrıştırmak ve Ehl-i sünnet içinde konumlandırmak amacıyla yeniden canlandırılmıştır. Buna göre Mâtürîdîliği tarih sahnesine çıkaran unsurlar yalnızca Mâtürîdî’nin kelâm ilmine dair görüşleri olmayıp, benzer şekilde onun fıkıh usulündeki çabaları da etkili olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın temel problemi, Hanefî-Mâtürîdî gelen
Yunus Eraslan
2019
Yunus Eraslan, Eraslan, Yunus
2019
Eraslan, Yunus, Mahmut Çınar
2019
Kadir Güler
Abdullah Demi̇r
Cemil Çiçek
Rukiye Deniz