Yükleniyor…
Yükleniyor…
Article · EN
Osman ORAL
Kelâmî düşüncede nebilerin ve resüllerin görevlerine vehbi mi yoksa kesbi mi seçildikleri tartışılır. Bazı âlimler onların hiçbir çabası olmadan ilahî irade onları seçer derken bazı âlimler güzel ahlâk eylemlerini de içeren sâlih ameller yaptıkları için bu göreve lâyık olduklarını söylerler. Mâtürîdî nebi ve resülün arka planında kalp gözü basîret akıl gözü firâset olan hikmet ehli insan olduğunu dile getirir. Hikmet, insanın kendi irade ve çabasıyla elde ettiği kesbî bir ilimdir. İnsanın azmi, aklı, çalışması ve içgüdüsel eğitimle kazanılır. Hikmet, insan yönünden kesbî, Allah’ın yaratması yönüyle vehbîdir. Onlar bu görevlerine seçilmese bile erdemli, hayırsever ve güzel ahlâk sahibi olmaları nedeniyle âlemlere üstün kılınmaları mümkündür. Nübüvvet ve risâlet nihaî konumda vehbî olmakla birlikte bu göreve seçilmeden önce onların iyilikler kesbettikleri bilinmektedir, der. Muʻtezile geleneğinin âlimlerinden Kâdî Abdülcebbâr ise nübüvvet ile risâleti ayırır. Risâletin vehbî, nübüvvetin sâlih amellerin karşılığı elde edilen kesbî bir görev olduğunu söyler. Nebi ve resüllerin eylemlerini dikkate alınmadan Allah tarafından seçildiği düşüncesi onların irade ve amellerinin önemsizliği ve insanî özelliklerinin olmadığını düşündürebilir. Nebiler ve resüller seçilmeden önce de yüksek ahlâk sahibi ve sâlih amel işleyen kişiler olduğu tarihi bir realitedir. Onlar, akıllarını iyi yönde çalıştıran, azim ve sabır örneğini gösteren, halkın içinde alınteri ile çalışan bir meslek icra eden, şiddet ve zulümden kaçınan, içgüdüsel eğitimle erdemli insanî ve ahlâkî nitelik kazanmış cömert karakterli kişilerdir. Kur’an, onların seçimini anlatırken “ıstafâ”, “utiye”, “menn”, “ceale”, “ihtera”, “sana’a”, “irteda” ve “ictibâ” gibi yönlendirici ve açıklayıcı kavram ve sözcükler kullanır. Seçimde hem ilahî iradenin önemine hem de onların bu göreve lâyık oldukları için çabalarına işaret eder. Yani bu kavramlar iki yönlü bir hareketi ifade ederler. Hem kesbiliği hem de vehbiliği açıklayan semantik özelliğe sahiptirler. Dolayısıyla elçilik görevini yapabilecek karakter ve özelliklerini kesbetmiş insanlar arasından bu göreve seçilmenin ilahî iradeye âit olduğu görüşü daha tutarlı ve isabetlidir. Bu makalede Mâtürîdî ile Kâdî Abdülcebbâr’ın konu hakkında görüşleri ile Kur’an âyetleri bağlamında teolojik te’villeri incelenmiş kelâm ilmi açısından değerlendirilmiştir.
Oral, Osman
2026