Yükleniyor…
Yükleniyor…
Tez · TR
Peygamberler, tebliğ görevleri süresince vahiy vesilesiyle hem Allah hem de insanlarla iletişim hâlinde olmuşlardır. Bu durum, onların bir şekilde uyarı/itâba maruz kalmalarına neden olmuştur. İtâb; peygamberlerin, yaptıkları yanlışlar sonucunda Allah tarafından ikaz edilmeleridir. Peygamberlik kurumunun doğru anlaşılması, dolayısıyla dinin doğru kavranabilmesi için bu uyarının mahiyeti bizler için önem arz etmektedir. Çalışmamızın merkezinde yer alan ve dirayet ekolünün öncüsü olan Mâtürîdî (öl. 333/944), Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eserinde ayetleri yorumlarken öncüsü olduğu dirayet usulünden taviz vermemiştir. Nitekim o, ismet sıfatına sahip olan peygamberler hakkında yapılan bazı rivayetleri bu bağlamda değerlendirmiştir. Değerlendirmelerinin sonucunda, bazı istisnalar haricinde itâb olarak sayılan durumların neredeyse hiçbirini kabul etmemiştir. Söz konusu âyetleri uyarı olarak değil, emir-nehiy olarak kabul etmiş ve buna göre te'vil etmiştir. Üstelik bunların ismete aykırı olmadığını dile getirmiştir. Onun bu yönüyle pek çok müfessirden ayrıştığı ileri sürülebilir.
Asıf Ağdağ