Türkçe Metin
Benzer bir şekilde Mâtürîdî sonrasında Ebü’l-Muîn enNesefî (v. 508/1115), Alâeddin el-Üsmendî (v. 552/1157) ve Nûreddîn esSâbûnî de (v. 580/1184) aklın tanımı üzerinde durmak yerine, onun bilgi edinme yolu olduğuna vurgu yapmaktadırlar (bkz., Nesefî, Tebsıratü’l-edille fî usûli’d-dîn [nşr. Claude Salamé], Dımaşk: Institut Français de Damas 199093, I, 17; Alâeddin el-Üsmendî, Lübâbü’l-kelâm [nşr. M. Sait Özervarlı], İstanbul: İSAM Yayınları 2005, s. 37 vd.; Nûreddin es-Sâbûnî, el-Bidâye fî usûli’ddîn [nşr. Bekir Topaloğlu], Dımaşk: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 1399/1979, s. 17 vd.). Ebü’l-Yüsr el-Pezdevî’ye (v. 493/1099) gelince o farklı bir bakış açısı ortaya koymakta aklın insanların