Türkçe Metin
kelamcılar, düalist çevrelerle aynı sosyal gerçeklikte karĢı karĢıya gelmiĢ; bir yandan Kur‟ân‟ın teolojik eksenini ve ilkelerini belirlemeye, diğer yandan da temelini nübüvvet geleneğinde ve kadîm kültürlerde bulan Tanrı tasavvurlarını (teslîs, Ģirk ve tesniye) akla ve burhana dayanarak tartıĢmaya çalıĢmıĢlardır. Öyle anlaĢılıyor ki bu durum, merhum Cabirî‟nin tespitiyle aslında ma’kûl ve gayr-i ma’kûl‟ün karĢılaĢması olarak geliĢmiĢtir.2 Öyle görünüyor ki müslümanlarla düalist fırkalar arasındaki iliĢkiler, Hicrî II. asrın ilk yarısında baĢlamıĢtır. Bu konuda dikkati çeken en önemli isim hiç kuĢkusuz Hasan el-Basrî‟nin ders halkalarına katıldığı bilinen, kader konusundaki görüĢ ayrılıkları