Türkçe Metin
nin ilahî bir lütuf olduğunu belirtir. Bu açıdan Muhâsibîden itibaren sûfîlerde aklı dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki kısma ayırma geleneğinin oluştuğu söylenebilir. Bu durum Hakîm et-Tirmizî’de daha açık hale gelmiştir. Tirmizî, akıl tasnifini sa- dece iman-küfür bağlamında ele almayıp, mü’minleri de sınıflara ayırarak, avam- havâs arasında da bir ayrım getirir. Bu açıdan insan kemâlât yolunda ilerledikçe aklî melekeleri güçlenmektedir. Ancak o bu meleke gelişmesini metafizik/îmanî konu-