Türkçe Metin
şekilde, Bâkıllânî (ö. 403/1012), Kitâbu’t-Temhid’inde şefaatin yalnızca küçük günah sahipleriyle sınırlı olmadığını, büyük günah işleyen Müslümanlar da dâhil olmak üzere, tüm Müslümanlara yönelik olacağını savunur.31 İmâm Ebû Mansûr el-Mâturîdî (ö. 333/944) ise Kitâbu’t-Tevhîd’inde, şefaatin varlığını Kur’an ve Sünnet’te yer alan delillerle temellendirmiştir. Mâturîdî’ye göre, şefaat hakkı yalnızca peygamberlerle sınırlı değildir; aynı zamanda melekler ve salih kullar da bu hakkı kullanabilecektir.32