Түрікше мәтін
ir, bu birlik sayı cihetinden değil, şeriki olmamak bakımındandır.”9 ifadesiyle tevhitten Allah’a şirk koşmamayı ve diğer ilâhların varlığının inkârını kastetmektedir. Bazen de Ebû Hanîfe, tevhid kavramını iman esasları olarak belirtilen temel prensipleri içine alacak şekilde bir kabulü (tasdiki) ifade ederken kullanmaktadır.10 Bu boyutuyla iman esasları daha sonraları Usûl-i Selâse olarak isimlendirilen ilahiyyât, nübüvvât ve sem’iyyât şeklinde konu başlıkları altında incelenmiştir. Ebû Hanîfe’nin dile getirdiği fikirleri Eşʿarî (ö. 324/936) ve Mâtürîdî (ö. 333/944) gibi Sünnî âlimler daha sonraları geliştirerek tevhidi, âlemi yaratanın tek olması şeklinde izah etmişlerdir.11 Buna göre subû