Түрікше мәтін
İmânın Kavramsal Çerçevesi: Şüphe ve İnkâr Geriliminde Yakîniyyât Arayışı İslâm düşünce tarihindeki imân ve amel ilişkisine dair tartışmalar, temelde “İmanın içine ne girer? İmân nedir ve nelerden oluşur?” sorusu üzerinden şekillenmiştir. Mürcie gibi bazı ekoller imânı yalnızca tasdikle sınırlandırırken, Hâricîler gibi gruplar da amel unsurunu imânın ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmiştir. İlk tarafta yer alan Mürcie ekolü ve Ebû Hanîfe, imânı sadece kalbin doğrulaması (tasdik) ve dilin söylemesi (ikrâr) olarak görmüştür.2 Bu anlayışa göre, ameldeki eksiklik veya günah işlemek kişiyi dinden çıkarmaz, çünkü amel imânın özü değil, sadece bir neticesi ve meyvesidir.3 Diğer tarafta ise